19 Aralık 2007 Çarşamba

kayıp zaman


Yolunu beklediğim günler geride kaldı çoktan unuttum gelişlerini artık sıradan yüzlerden farkın kalmadı. Halbuki ne kadar değerliydi gelişin bir gün yaşadığımız senle bin güne bedeldi sabahı edemeden bekleyişlerim vuslata sen kala kadar.. içimdeki kıpırtılar bir bir titretirdi içimi.. Neydi artık tat almadığım zamanı yakayamamızmı yoksa zamanı eskitmiş olmamızmı tadını götüren gelişlerinin çoçukluğumun bayramları hep düşünsel dünyamda vurguladığım ve dile getirdiğim buluşmalar nerdesiniz… Bir yok oluş aldanış sarıyor etrafımı ne kadar hoş olsa da ortam aratıyor kendini.. Çekilmez gecelerin sabahları kurmuş topraklarıma yağmur serpen kucaklaşmalar nerdesiniz.
Tasavvur etmeye korksam da eskiye dair, zihnimde şekillenen maziye ait kareler geçmiş ve gelecek arasında medcezir yaşamama neden oluyor. Çerçeveleşen durağan izdüşümler altında ezilirken bir o kadar hızlı bir o kadar da fark edilmeyen dakikalar silsilesinde kendimi buluyorum. Anın fark edirliğini dimağlarda iz bırakırcasına etkinleştiren ne peki? Tabiki İçimizde var olan köklerini çok derinlerde bulan ayrılamaz parçamız olan değerlerimiz değimli ? Bu değerlerimizin başında bayramlarımız geliyor. Ama bu bayram son zamanlarda olduğu gibi öyle silik, öyle ruhsuz, öyle sessiz ve suskunluğa bürünmüş ki öyleki gelişi pek fark edilmedi. Peki o aranılan çoşkulu, heyacanlı, çoçuksu ve aşikar olan zaman dilimi nerede kaldı. Yoksa dargın mı yeni zamana yoksa özlenilmeyimi bekliyor.. eğer öyle se ben çoktan özledim. Hadi uslu ol ve usulce geri dön..

Hiç yorum yok: